Giriş: Afetler ve Okulun Kritik Rolü
Okullar, çocuklar için sadece akademik öğrenmenin gerçekleştiği yerler değil, aynı zamanda sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin de merkezinde yer alan kritik kurumlardır. Afet ve kriz durumlarında, çocukların güvenliğini ve psikolojik iyilik hâlini korumaya yönelik bütüncül bir planlama hayati önem taşır.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan doğal afetler, özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri, okul temelli acil durum yönetimi süreçlerinin niteliğini ve hazırlık düzeyini yeniden değerlendirme gerekliliğini ortaya koymuştur. Araştırmalar, afetlere maruz kalan çocukların yaklaşık %50’sinin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, okulların sadece fiziksel güvenliğe değil, aynı zamanda güçlü bir psikososyal destek sistemine odaklanan çocuk merkezli yaklaşımları benimsemesini zorunlu kılmaktadır.
Uluslararası Öğrenen Toplum Dergisi’nde yayımlanan bu çalışma, rehber öğretmenlerin gözünden okullarda çocuk temelli acil durum yönetimi süreçlerini incelemeyi amaçlamıştır. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan 15 rehber öğretmenle yapılan derinlemesine görüşmelerin tematik analizi sonucunda, alandaki güçlü ve zayıf yönleri gösteren beş ana tema belirlenmiştir.
İşte rehber öğretmenlerin deneyimlerinden çıkan 5 temel tema:
1. Rehber Öğretmenlerin Kritik ve Çok Boyutlu Rolü
Çalışma, rehber öğretmenlerin acil durum yönetiminde aktif rol aldığını ve çok boyutlu görevler üstlendiğini göstermektedir (15 katılımcının 13’ü aktif görev aldığını belirtmiştir). Rehber öğretmenler, afet öncesi hazırlık, afet sırası müdahale ve afet sonrası psikososyal destek süreçlerinin tamamında etkin rol üstlenmektedir.
Bu roller şunları içerir:
- Planlama ve Koordinasyon: Tatbikatları planlama, kriz iletişimini yürütme ve acil durum planlarını oluştururken çocukların nasıl tepki vereceğini düşünme.
- Psikososyal Destek Sağlama: Öğrencilerin duygusal tepkilerini izleme ve onlara destek olma.
Ancak bazı öğretmenler, rollerin kurumsal olarak net tanımlanmaması nedeniyle zaman zaman karışıklık (görev çakışması) yaşadıklarını belirtmiştir.
2. Çocukların Yoğun Psikolojik İhtiyaçları
Katılımcıların neredeyse tamamı (n=14), afet sonrası dönemde çocukların psikolojik ihtiyaçlarının en öncelikli alan olduğunu vurgulamıştır. Rehber öğretmenlerin gözlemlediği en yaygın tepkiler şunlardır:
- Yoğun Kaygı ve Korku: Çocuklar yoğun kaygı ve travma belirtileri (gece kâbusları) yaşamaktadır.
- Regresif Davranışlar: Uyku problemleri, ağlama ve özellikle yalnız kalmaktan korkma gibi regresif davranışlar sıkça görülmektedir. Hatta bazıları, kapı gıcırtısında bile panik olduklarını ifade etmiştir.
Öğretmenler, oyun, çizim ve grup temelli psiko-eğitim programlarının çocukların duygularını ifade etmesinde yardımcı olduğunu belirtmiştir.
3. Karşılaşılan Temel Zorluklar: Planlar Kağıt Üzerinde Kalıyor
Rehber öğretmenler, afet yönetimindeki yüksek farkındalıklarına rağmen ciddi kurumsal ve uygulama zorluklarıyla karşılaştıklarını belirtmiştir. Katılımcıların büyük bir kısmı (n=12), okul afet planlarının uygulamada yetersiz kaldığını ve psikolojik destek mekanizmalarının yetersiz olduğunu ifade etmiştir.
Başlıca zorluklar:
- Yetersiz Planlar ve Formalite Tatbikatlar: Planlar çoğu zaman “kâğıt üzerinde kalmaktadır”. Tatbikatların ise “sembolik” nitelikte yapıldığı ve senaryoların gerçekçi olmadığı (çocukların ciddiye almadığı) belirtilmiştir. Okul yöneticileri bazen tatbikatı formalite olarak görmektedir.
- Aile İş Birliği Eksikliği: Ailelerin bilgi eksikliğinin ve bilgilendirme toplantılarına katılımın düşük olmasının, okulda yapılan çabaları sınırladığı görülmüştür, zira çocuk evde kaygılıysa okulda yapılanlar sınırlı kalmaktadır.
4. İyileştirme Önerileri ve Kurumsal Güçlendirme Gereksinimi
Çalışma, rehber öğretmenlerin bilgi, beceri ve koordinasyon yetkinliklerinin artırılması gerektiğini ve psikososyal destek sistemlerinin kurumsal düzeyde güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.
Öğretmenler, sistemin iyileştirilmesi için şu somut önerileri sunmuştur (n=9):
- Standart İşletim Prosedürleri (SOP): Kriz anında kimin ne yapacağının netleşmesi için standart işletim prosedürlerinin (SOP) geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
- Psikolojik Destek Ekipleri: Okulda travma sonrası destek ekiplerinin kurulması.
- Teknoloji ve İletişim: Hızlı ve güvenli bilgi paylaşımı için mobil uygulamalar ve dijital takip araçlarının kullanılması gereklidir.
5. Eğitim ve Bilinçlendirme Faaliyetlerinin Önemi
On katılımcı, hem öğrenciler hem de veliler için düzenlenen eğitimlerin önemli olduğunu ancak süreklilik sorunu yaşandığını belirtmiştir. Özellikle velilere yönelik bilgilendirme toplantılarına katılımın çok düşük olduğu görülmüştür.
Buna karşın, bazı öğretmenler çocukların katılımcı olarak tatbikat planlama süreçlerine dâhil edilmesinin motivasyonu artırdığını ifade etmiştir; böylece senaryoyu öğrencilerle birlikte yazınca daha ciddiye almaktadırlar. Bu durum, çocuk katılımı odaklı afet eğitimi modelleriyle örtüşmektedir.
Sonuç: Çocuğu Merkeze Alan Dayanıklılık
Bu çalışma, rehber öğretmenlerin okul temelli acil durum yönetiminin başarısı için merkezi bir konumda olduğunu göstermektedir. Rehber öğretmenler yüksek farkındalık ve çocuk odaklı duyarlılık ile hareket etse de, mevcut durum; plan uygulama yetersizliği, sistematik veri izleme eksikliği ve kurumsal koordinasyon zayıflıkları gibi engellerle doludur.
Çocuk temelli afet yönetiminin amacı, yalnızca güvenlik planlarıyla sınırlı kalmamalı; çocukların korunma, katılım ve gelişim haklarını güvence altına alarak okul dayanıklılığını güçlendirmektir.
Eylem Çağrısı:
Eğitim kurumlarının dayanıklılığını artırmak için politika yapıcılar ve okul yöneticilerine yönelik temel çıkarımlar şunlardır:
- SOP’ler Kurumsallaşmalı: Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Psikososyal Destek Programı çerçevesinde tüm okullar için uygulanabilir Standart İşletim Prosedürleri (SOP) kılavuzları hazırlanmalıdır.
- Aileler Aktif Katılmalı: Veliler, sadece bilgilendirme toplantılarıyla değil, tatbikatlara aktif katılım fırsatları ile sürece dahil edilmelidir. Ailelere yönelik acil durum planları paylaşılmalıdır.
- Tatbikatlar Gerçekçi Olmalı: Tatbikatlar, öğrenci katılımını artıracak gerçekçi senaryolarla zenginleştirilmeli ve rehber öğretmenler tarafından psikososyal gözlem fırsatı olarak kullanılmalıdır.
- Rehberlik Eğitimi Güçlendirilmeli: Rehber öğretmenler, psikolojik ilk yardım, travma bilgisi ve kriz yönetimi konusunda düzenli ve uygulamalı eğitimlerle desteklenmelidir.
Bilgiyi Sağlamlaştıran Bir Benzetme:
Çocuk temelli acil durum yönetimi, sadece bir yangın söndürücü (fiziksel güvenlik) bulundurmak değil; aynı zamanda çocuğun duygusal oksijen maskesinin (psikososyal destek) her zaman hazır ve erişilebilir olduğundan emin olmaktır. Rehber öğretmenler ise bu maskenin doğru takıldığını kontrol eden ilk yardım görevlileridir. Sistem bu görevlileri donatmazsa, en iyi maske bile kullanılamaz hâle gelir.
Çoban, C. (2025). Rehber Öğretmen Gözünden Okullarda Çocuk Temelli Acil Durum Yönetimi. Uluslararası Öğrenen Toplum Dergisi, 2(2), 346-365. https://doi.org/10.64782/istlj.2259346-365






