Fen bilimleri eğitimi, her öğrencinin doğayı ve çevresini anlamlandırması için vazgeçilmez bir temeldir. Ancak Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan öğrenciler için bu süreç, tipik gelişim gösteren akranlarına göre daha karmaşık ve zorlayıcı olabilmektedir. 2016-2024 yılları arasındaki bilimsel çalışmaları inceleyen güncel bir sistematik derleme, bu öğrencilerin fen eğitiminde karşılaştıkları engelleri ve başarılarını destekleyen stratejileri gün yüzüne çıkarıyor.
DEHB ve Fen Bilimleri: Neden Zorlayıcı?
DEHB’li öğrenciler; dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik nedeniyle sınıf ortamında çeşitli güçlükler yaşarlar. Fen bilimleri dersi ise doğası gereği deney yapma, hipotez kurma, çok aşamalı yönergeleri izleme ve verileri yorumlama gibi yüksek düzeyde yürütücü işlev becerisi gerektirir. Planlama, çalışma belleği ve dikkat kontrolü gibi bu becerilerde yaşanan sorunlar, fen konularının barındırdığı soyut kavramlar ve karmaşık işlem basamaklarıyla birleştiğinde öğrencinin üzerindeki bilişsel yükü artırmaktadır.
Araştırmalar Ne Diyor? Ulusal ve Uluslararası Farklar
Sistematik derleme kapsamında incelenen 11 çalışma, ilgi çekici bir tablo ortaya koymaktadır:
- Türkiye’deki Çalışmalar: Daha çok yapısal sorunlara ve öğretmen yeterliklerine odaklanmaktadır. Fen bilimleri öğretmenlerinin kapsayıcı eğitim konusundaki bilgi eksiklikleri, yoğun öğretim programları ve materyal yetersizliği en çok vurgulanan noktalardır.
- Uluslararası Çalışmalar: Daha çok öğrenci çıktılarına ve yenilikçi teknolojilere yönelmiştir. Artırılmış gerçeklik, eğitimsel robotik ve dijital uygulamaların DEHB’li öğrencilerin motivasyonunu nasıl artırdığı ve bilişsel yüklerini nasıl azalttığı bu çalışmaların ana temasını oluşturmaktadır.
Başarı İçin Uygulanabilecek Stratejiler
DEHB’li öğrencilerin fen derslerinde potansiyellerini açığa çıkarmak için bazı kanıta dayalı yaklaşımlar öne çıkmaktadır:
- Yapılandırılmış Öğretim: Bilgilerin küçük parçalara bölünmesi, yönergelerin açık ve aşamalı sunulması, görsel desteklerin kullanılması öğrenme sürecini kolaylaştırır.
- Senaryo Temelli Öğretim: Gerçek yaşam problemlerine dayalı senaryolar üzerinden aktif öğrenme, öğrencilerin sosyal uyumunu ve derse katılımını destekler.
- Teknoloji ve STEM: Artırılmış gerçeklik (AR) ve robotik etkinlikler gibi araçlar, soyut kavramları somutlaştırarak dikkati sürdürmeye yardımcı olur.
- Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları (BEP): Öğrencinin özel ihtiyaçlarına göre hazırlanan eğitim planları, akademik başarının anahtarıdır.
Gelecek İçin Bütünleşik Bir Model
İncelenen kaynak, DEHB’li öğrenciler için fen eğitimini destekleyen beş bileşenli bir model önermektedir: öğrenci (bilişsel özellikler), öğretim (yöntem ve teknikler), bağlam (sınıf iklimi ve okul yönetimi), teknoloji/STEM (destekleyici araçlar) ve öğrenme çıktıları. Bu bileşenlerin bir arada ele alınması, DEHB’li bireylerin bilimsel süreçlerde sadece birer “izleyici” değil, aktif birer “araştırmacı” olmalarını sağlayacaktır.
Sonuç olarak; DEHB’li öğrenciler için etkili bir fen eğitimi, yalnızca akademik içeriği basitleştirmek değil, öğrencinin dikkat ve öz-düzenleme süreçlerini destekleyen kapsayıcı ve teknolojiyle zenginleştirilmiş bir ortam yaratmaktır.
Koca, G. (2026). A Systematic Review Study on Science Education for Students with Attention Deficit and Hyperactivity Disorder. International Society That Learn Journal, 3(1), 95-124. https://doi.org/10.64782/istlj.318195-124






